Emniyet’ten madde bağımlılığı raporu

MADDE BAĞIMLILIĞI İLE MÜCADELE

 

 

İnsanlık tarihi kadar eski olan uyuşturucu olgusu, geçen yüzyılın başlarından itibaren toplumların sağlığını ve güvenliğini tehdit eden en önemli suç türü haline gelmiştir.

Soğuk savaşın sona ermesiyle ticari sınırların ortadan kalkarak, para ve mal dolaşımının hızlanması sonucunda, daha önce hiç karşılaşılmamış çoklukta ekonomik fırsat ele geçmiştir. Bununla birlikte suç örgütleri için de, sistemi kötüye kullanmaları ve yozlaştırmaları için uygun bir ortam doğmuştur.

 

Türkiye coğrafi konumu itibariyle, yüzyıllardır doğu ile batı arasında kullanılan bir ticaret ve kültür köprüsüdür. Bu yapısından dolayı, yasal olarak sürdürülen ipek ve baharat ticareti ile arz-talep yönünden aynı özelliklere sahip uyuşturucu madde kaçakçılığından da yoğun olarak etkilenmektedir. Halen Balkan Uyuşturucu Rotası olarak tanımlanan rota, geçmişten günümüze var olan bu tarihi yolların Avrupa’ya çıkışı niteliğindedir. Türkiye’nin Balkan rotası üzerinde bulunan diğer ülkelere göre daha çok gündemde kalmasının sebebi, hem coğrafi hem de kültürel yönden Doğunun çıkış, Batının ise giriş kapısı olma özelliğini taşımasıdır. Ayrıca Ülkemiz, yasadışı haşhaş ekimi ve buna bağlı olarak afyon üretiminin gerçekleştirildiği Güney-Batı Asya ülkelerine yakın bir coğrafyada yer almaktadır. Üretim bölgelerine yakın bir coğrafi konumda bulunmanın yanı sıra ülkemiz aynı zamanda geniş bir uyuşturucu madde tüketim kitlesine sahip Batı Avrupa ülkeleri ile de komşu durumundadır. Bu konumu ile Ülkemiz üretim bölgelerinden tüketici ülkelere yönelik olarak gerçekleştirilen transit uyuşturucu madde kaçakçılığı güzergahında yer almaktadır.

 

Ülkemiz uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadelesini şu politikaları esas alarak sürdürmektedir:

-Uyuşturucu suçu bir insanlık suçu olarak görülmektedir.

-Terörist ve organize suç örgütleri için en büyük finans gücünün uyuşturucudan geldiğine inanılmaktadır.

Basit bireysel suç olmaktan çıkarak büyük sermaye birikimi gerektiren, organize faaliyetler halini almış olan uyuşturucu madde kaçakçılığı ve ticareti, elde edilen gelirin yüksek olması ve karın arttırılması amacıyla, dünyanın bazı ülkelerinde ve ülkemizde de mevcut düzene karşı çıkan yasadışı örgütler ile organize suç örgütlerinin parasal kaynağı durumuna gelmiştir.

Nitekim ülkemizde faaliyet gösteren yasadışı terörist örgüt PKK’nın da en büyük gelir kaynağının uyuşturucu madde kaçakçılığı olduğu bilinen bir gerçektir. Uyuşturucudan elde ettiği para ile silah alarak masum vatandaşlarımızı katleden PKK, kendi militanlarını da uyuşturucu bağımlısı haline getirerek, normal bir insanın yapamayacağı çocuk, genç, yaşlı demeden masum insanları, hatta kundakdaki bebekler ile hamile kadınları bile gözünü kırpmadan vahşice öldürmelerini sağlamaktadır.

 

-Uluslararası işbirliğinin gerekliliğinin bilincindedir.

Uluslararası işbirliği ve bilgi alışverişinin önemi ve gerekliliğinin bilincinde olan ülkemiz bu yönde her türlü işbirliğine açıktır. Bu amaçla, yeni işbirliği imkanlarını geliştirmeye yönelik girişimlerde bulunarak, uyuşturucu madde kaçakçılığı ve diğer organize suçlara dair görüşlerimiz uluslararası platformlarda her fırsatta dile getirilmektedir.

Bu amaçla; uluslararası işbirliğinin tesisi için ülkemiz, uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadelede işbirliği konusunda değişik kapsamlarda 55 ülke ile anlaşma, protokol, mutabakat muhtırası ve sözleşme, imzalamıştır.

Polis teşkilatları arasında hızlı ve güvenli bilgi akışını sağlayabilmek için  ülkemizdeki irtibat görevlilerinin sayısı günden güne artmakta ve buna paralel olarak ülkemiz de yurtdışına irtibat görevlileri göndermektedir.

 

 

-Sorunun arz, talep ve rehabilitasyon safhalarında eşit oranda ve aynı yoğunlukta mücadele etme kararlılığındadır.

 

Türkiye yasadışı haşhaş ekimi ve bağlı olarak afyon üretiminin gerçekleştirildiği Güney Batı Asya ülkelerine yakın bir coğrafyada yer almaktadır. Üretim bölgelerine yakın bir coğrafi konumda bulunmanın yanısıra ülkemiz aynı zamanda geniş bir uyuşturucu madde tüketim kitlesine sahip Batı Avrupa ülkeleriyle de komşu durumdadır. Bu konumuyla Türkiye üretim bölgelerinden tüketici ülkelere yönelik olarak gerçekleştirilen transit uyuşturucu madde kaçakçılığı güzergahında yer almaktadır.

 

Ülkemiz bazı kimyasal maddelerin kaçakçılığında, eroin ve bazmorfin kaçakçılığına göre ters rotalı olarak Batı-Doğu doğrultusunda bir akıma sahne olmaktadır. Yani uyuşturucu madde kaçakçılığında transit konumunun yanısıra, bu maddelerin kaçakçılığı açısından da kesişme noktası niteliğindedir.

 

Ülkemiz üzerinden gerçekleştirilen bu kaçakçılık faaliyetleri esnasında Türkiye’de de talep oluşturmak maksadıyla piyasaya uyuşturucu sürülmekte olduğu gözlenmektedir. Ancak burada şunu belirtmek gerekir ki; Türkiye bu kötü niyetli gayretlere rağmen, lanse edilmeye çalışıldığı gibi uyuşturucu batağına saplanmış batılı ülkelerin durumunda değildir.

 

MADDE BAĞIMLILIĞI

 

Madde: Tıp içinde ve dışında kullanılan bedene zarar veren kimyasallara madde denir.

Bağımlı: Sadece madde kullanıldığında sahte iyi olma, madde kullanılmadığı zaman kötü olma haline düşen kişiye bağımlı denir. Karşı konulmaz bir şekilde maddeye esir olmuş kişidir.

Yoksunluk: Uzun süre madde kullanımı sonrası, madde kullanımı bırakıldığında ortaya fiziksel ve ruhsal sorunlar çıkma olayıdır. Yoksunluk belirtileri kullanılan maddenin cinsine, kullanım süresine göre değişir.

Madde Bağımlılığı: Bireyin yasal veya yasal olmayan, bedene zarar veren maddeleri kullanarak otonomi, özgürlük ve özdenetimin kaybederek yeni tutum ve davranışlar edinilmesine denilir.

Bağımlılığın Hücre Üzerine Etkisi:

Yaşam Listesi; Hücre varlığını devam ettirebilmek için Şeker, Tuz, Su, Vitamine ihtiyaç duyar. Biz bu dönemde alkol alındığını düşünelim.

Bir Dönem Sonra Yaşam Listesi: Şeker, Su, Tuz, Vitamin ve Alkol. Hücre kullanım süreci sonunda alkolü de yaşam listesine alır.

Madde Kullanımına İten Sebepler

  1. Biyolojik Sebepler; Bir madde kullanıcıyı ne kadar kısa sürede ve şiddette etkilerse, bağımlılık yapma etkisi de o kadar fazla olur.
  2. Pisikolojik Sebepler; Bu durum herkes için geçerli değildir. Her ruhsal hastalığı olan kişinin madde kullanacağına dair kesin bir şey yoktur. Belli kişilik yapılarında böyle bir şey olabilir.
  3. Sosyal Sebepler;
  1. Temin Etme; Bir maddeyi temin etmek ne derece kolay olursa bağımlılığı da o derece fazla olur.
  2. Akran Grubu; Ergenlik döneminde gençler grup halinde yaşar. Akran grubunda normlar çok önemlidir. Eğer kişinin içinde bulunduğu toplum madde kullanıyorsa kişi sadece o toplumda kalabilmek için madde kullanacaktır.
  3. Aile; Aile toplumumuzun en küçük yapı taşına oluşturmaktadır. Birey her şeyi ilk olarak burada öğrenmektedir. Bu nedenle aile içerisinde madde kullanan varsa bireyde madde kullanmaya başlayabilir.
  4. Toplumsal Kabul; Eğer kişinin içinde bulunduğu toplum tarafından bir madde meşru olarak kabul ediliyorsa, kişi tarafından da meşru kabul edilecek ve kişi tarafından zararları bilinmeksizin kullanılmaya başlanacaktır.

 

“KULLANIMI EMNİYETLİ BİR BAĞIMLILIK MADDESİ YOKTUR.”

“KULLANAN HERKES İÇİN BAĞIMLI HALE GELME RİSKİ EŞİTTİR.”

Madde Bağımlılığının Süreci:

 

  1. Süreç;
  • Az miktarda merak veya keyif amacıyla alınan maddeler gittikçe kişi için önem kazanmaya başlar.
  • Sosyal ilişkiler maddeyi alabilecek şekilde düzenlenir.
  • Gittikçe maddeyi elde etmek ve kullanmak için daha fazla zaman harcanır.
  • Bu durum kişinin çevresi ile olan iletişimini ve ilişkilerini bozar.
  1. Süreç;
    • Maddeyi arama davranışının yoğunluğu artar.
    • Kullanım süreci içinde zamanla tolerans gelişir.
    • Kişi sürekle aynı maddeyi kullanmaya yönelir.
    • Kişide kullandığı maddeyi azalttığı, alamadığı ya da kullanamadığı zamanlarda yoksunluk belirtisi ortaya çıkar.
  2. Süreç;
    • Kişi belirtileri yatıştırmak için tekrar madde almak zorunda kalır. Bu bir kısır döngü sürecine dönüşür.
    • Madde kullanan kişinin maddeyi azaltma ya da kesme girişimleri genellikle başarısız girişimler olarak kalır.
    • Kişi madde kullanımını bırakıp, daha sonra tekrar başlarsa yeniden kurulum oluşur.

 

Madde Bağımlığında Tedavi:

Günümüzde madde bağımlılığının tedavisi mümkündür. Ancak tedavide en önemli etken, kişinin madde kullanımından kurtulmak istemesi ve kararlı olmasıdır. Kişi fiziksel bağımlılıktan 2 hafta içerisinde kurtulabilir. Ancak psikolojik bağımlılıktan kurtulabilmesi için 5-10 yıl gerekir.

 

Başarılı Bir Bireyin Psikolojik Yaklaşımları:

 

  • Kendine güveni olan, kendi hayatı üzerindeki kararları ortama ve arkadaş grubunun baskısına bırakmayan, sorunlarıyla başa çıkabilen,
  • Grup baskısı olsun veya olmasın hayatında verdiği bütün kararların sorumluluğunu taşıyan,
  • Sahip olduğu arkadaş grubunun bir dönem sonra iyi ve kötü etkileri olduğunu ve aynı zamanda iş hayatına atılınca çevresinin değişeceğini, sadece karakteri ve başarılarıyla değerlendirileceğini bilen,
  • Boş zamanlarını değerlendirmeyi ve toplum içinde yaşamayı bilen, insanlığa “ben varım” ve işte yaptıklarım diyebilen,
  • Bağımlılık yapan maddeleri yasak olduğu, çevrenin, anne-babanın olumsuz etkileri için değil kendi görüş ve inanışları sonucunda kullanmayan,

 

Tüketim İle Mücadelede Polisin Yeri:

Narkotik Birimlerimiz uyuşturucu madde kaçakçılığıyla mücadelenin yanı sıra, ülkemizde henüz endişe verici boyutlara ulaşmamış olan uyuşturucu kullanımı ve bağımlılığı ile mücadele amacıyla da gerekli çalışmaları yürütmektedir. Bu çerçevede sürdürülen faaliyetleri aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür.

  1. Eğitim Faaliyetleri;
  2. Başkanlığımız koordinesinde, uyuşturucu madde kullanımında hedef kitle olarak belirlenen 15-21 yaş grubu gençlerin eğitimine yönelik çalışmalarda bulunmak amacıyla, taşra birimlerinde çalışan 100 narkotik polisine, Uyuşturucu ile Mücadele Takip ve Yönlendirme Alt ve Üst Kurulluna danışmanlık yapan Bilimsel Danışma Komitesi üyelerince madde kullanımı ve bağımlılığı konusunda “Eğiticilerin Eğitimi” kursu verilmiştir.

Bu eğitim programına katılmış olan narkotik polisimiz, İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevlileri ve bağımlılık konusunda uzman doktorların katılımı ile görevli bulundukları illerde yer alan lise ve dengi okullara, öğrenci velilerine, ceza ve tutuk evleri personeline, talep olması durumunda gönüllü kültür teşekkülleriyle, derneklerle ve vakıflarla koordine kurularak madde bağımlılığı konusunda konferans, panel ve açık oturum düzenlenmektedir.

26 Haziran gününün Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Uyuşturucu Günü” olarak kabul edilmesinden dolayı, tüm illerimizde hedef kitle olarak belirlenen gençlere ve ailelerine yönelik olarak madde bağımlılığı konusunda konferans, panel, açık oturum, TV ve Radyo programları, sergi düzenlenerek bilinçlenmeleri sağlanmıştır.

Ayrıca İzmir ilimizde, yaz dönemlerinde açılan gençlik kamplarında 4 dönem halinde gençlerin madde bağımlılığına karşı bilgilendirilmesi amacıyla seminerler düzenlenmiştir.

 

 

  1. Sokak Timleri;

Narkotik Polisimiz önleyici görevleri çerçevesinde, risk grubuna dahil şahısların yoğun olarak bulundukları yerlerde, uyuşturucu madde kullanımını engellemek ve sokak satıcıları ile mücadele etmek amacıyla, özellikle büyük şehirlerimizdeki taşra birimlerimiz bünyesinde sokak timleri oluşturulmuştur. Özellikle öğrencilerin yakın temas içerisinde bulundukları okullar çevresinde, öğrencileri uyuşturucu kullanıma teşvik etme arzusundaki uyuşturucu tacirlerine karşı, kafeterya türü yerler ve seyyar satıcılar üzerinde kontroller sürdürülmektedir. Çalışmalar okul yöneticileri ile irtibat kurulmak ve işbirliği tesis etmek suretiyle yürütülmekte, görevlilerin öneri ve bilgilerinden faydalanılmaktadır. Bu çalışmaların en umut verici sonucu ise bu bölgede çok ciddi bir uyuşturucu problemiyle karşılaşılmamış olmasıdır. Bu kontrollerin yansıra, il merkezlerinde umuma açık yerlerde özellikle sokak satıcıları üzerinde yoğunlaşan önleyici çalışmalar sonucu çok sayıda kişinin yakalanması sağlanmıştır.

  1. İlçe Narkotik Timleri;

İstanbul ilimizin coğrafi ve demografik özellikleri dikkate alınarak mevcut yapılaşma çerçevesinde İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğünce yürütülen mücadelenin şehrin tümüne yayılmasında bazı eksikliklerle karşılaşıldığının görülmesi üzerine, her biri orta ölçekte bir şehir nüfusu kadar insan barındıran İlçe Emniyet Müdürlüklerinde mücadelede daha etkin olarak kullandırılması planlanmıştır.

Bu çerçevede, ilk etapta Bahçelievler, Bakırköy, Eminönü, Fatih, Kadıköy, Şişli ve Beşiktaş olmak üzere toplam 7 (yedi) ayrı ilçede özel olarak narkotik suçlarla mücadele konusunda eğitilmiş görevlilerimizden oluşan İlçe Narkotik Timleri kurularak mücadelenin daha etkin bir şekilde yapılması ve tüm şehir geneline yayılması sağlanmıştır.

  1. Madde Bağımlılığı Anket Çalışmaları

 

1996 yılında ülkemizdeki uyuşturucu madde bağımlılığının durumunu ortaya koyabilecek veriler derlenmeye çalışılmış, bu yöndeki verilerin yetersiz olması nedeniyle hazırlanan ‘Madde Bağımlılığı Soru Formu’ tüm Narkotik birimlerine dağıtılmıştır. Söz konusu soru formunda uyuşturucu madde bağımlısı olan vatandaşlarımızın sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik durumları ana hatları ile belirlenmeye çalışılmaktadır.

 

1999 yılında 1633 kişi, 2000 yılında ise 2145 şahıs üzerinde uygulanmıştır. Bu konuda yaptığımız çalışmalardan elde ettiğimiz verileri arzla mücadele etmek için arşivleme, ileriye yönelik yapılması planlanan çalışmalara yardımcı olması açısından değerlendirmeler yapma ve istihbari bilgi niteliğinde değerlendirmek maksadıyla kullanmaktadır.

 

Aynı verileri tüketim ile mücadelede diğer birimleri ve kamuoyunu bilgilendirmek ve kendi personelimizin bilgisini artırmak (hizmetiçi eğitimler) için, kullanmaktadır. Bu anketle ilgili değerlendirmeler ayrıca daha geniş olarak bahsedeceğim.

 

Yukarıda verilen genel bilgilerden sonra Emniyet Genel Müdürlüğünün uyuşturucu madde bağımlılığı ile yaptığı mücadele çalışmaları şu şekildedir.

 

 

Emniyet Genel Müdürlüğü olarak;

 

Devlet Teşkilatlanması içinde uyuşturucu madde bağımlılığı ile mücadele alanında çalışma yapacak kurum ve kuruluşların hangileri olduğunun ortaya konulmadığının görülmesi üzerine, Emniyet Genel Müdürlüğünün(EGM) konu ile ilgili olarak üzerine düşen görevi en iyi şekilde yapmasına rağmen bağımlılıkla mücadelede tamamen sosyal bir yaklaşım gerektiren ve eğitim, rehabilitasyon, sağlık bilincinin yerleştirilmesi, aile içi ilişkilerin düzenlenmesi gibi alanlarda değişimi amaçlayan çalışmaların koordineli bir şekilde yürütülmesi gerekliliği gözönüne alınarak;

 

Uyuşturucu maddelerle mücadele konusunda tarafımızdan hazırlanan bir rapor üzerine; Milli Güvenlik Kurulu Aralık ayı toplantısında almış olduğu tavsiye kararları sonucu, konuyla ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla gerçekleştirilen toplantılarda sunduğumuz teklifler neticesi;

 

Mücadelede görevli tüm kuruluşlar arasında koordineyi sağlamak, milli politikayı tespit etmek ve görev paylaşımını düzenlemek üzere UYUŞTURUCU KULLANIMI İLE MÜCADELE TAKİP VE YÖNLENDİRME ÜST VE ALT KURULLARI’nın kurulması gerektiği Milli Güvenlik Kurulumuza sunulmuş ve kurulun onayı ile sözkonusu kurullar oluşturularak, uyuşturucu madde bağımlılığı ile ilgili ülke genelindeki politika ve mücadele çalışmalarının Aile Araştırma Kurumu başkanlığında sürdürülmesi kararlaştırılmıştır.

 

UYUŞTURUCU KULLANIM ANKETİ

 

Ülkemizdeki uyuşturucu bağımlılığının boyutlarının ortaya konması amacıyla, 1995 yılında Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığınca hazırlanan “Madde Bağımlılığı Soru Formları” ilk olarak 1996 yılında taşra birimlerine dağıtılmıştır. Söz konusu formlarda, madde kullanıcılarının sosyo-ekonomik ve kültürel durumları belirlenmeye çalışılmıştır. Bu anket, 1996 yılından itibaren, uyuşturucu kullanımı suçundan hakkında işlem yapılan şahıslara uygulanmış ve dikkat çekici sonuçlar ortaya çıkarılmıştır. Anketin uygulandığı son üç yıl boyunca, rakamlarda dikkate değer değişmelerin olmadığı da göz önüne alındığında, anket sonuçlarının gerçeklere yakın olduğu söylenebilir.

2000 yılında polis bölgesinde, uyuşturucu madde kullanımı suçundan hakkında yasal işlem yapılan 2145[1]sanığın verdiği bilgiler ışığında doldurulan Anket Formlarından ortaya çıkan sonuçlar, sadece uyuşturucu kullanımından yakalanan şahıslara uygulandığı ve ifadelerin güvenilirliliğinin tam olamayacağı göz önüne alınarak değerlendirilmiştir. Buna göre çıkan sonuçların son üç yıllık değerlendirmesi şöyledir:

 

1-Yaş Grubu

1999 Yılı
                YAŞ GRUBU KADIN ERKEK TOPLAM ORANI(%)
16 Yaşından Küçük 4 4 0.2
16-30 25 508 533 33.2
31-45 8 659 667 41.6
46-65 5 379 384 23.9
65’ten büyük 16 16 1.1
T O P L A M 38 1566 1604 100

 

2000 Yılı

YAŞ GRUBU KADIN ERKEK TOPLAM ORANI(%)
16 Yaşından Küçük 4 4 0.3
16-30 27 849 876 41.8
31-45 16 788 804 38.4
46-65 6 392 398 19
65’ten büyük 1 9 10 0.5
T O P L A M 50 2042 2092 100

 

2001 Yılı

                YAŞ GRUBU KADIN ERKEK TOPLAM ORANI(%)
16 Yaşından Küçük 1 2 3 0.1
16-30 31 907 938 46
31-45 13 706 719 35.3
46-65 7 346 353 17.3
65’ten büyük 24 24 1.2
T O P L A M 52 1985 2037 100

 

Uyuşturucu kullanıcılarının yaş grubu dikkate alındığında, dünyada olduğu gibi ülkemizde de 16-30 yaş grubunda uyuşturucu madde kullanımının yoğun olduğu görülmektedir. Her ne kadar literatürde 15-24 veya 12-22 yaş grubu risk grubu olarak tanımlanmasa da genç ve genç erişkin grubunda (16-45) artan kullanıcı sayısı, madde kullanımının kültürel norm haline gelme olasılığı taşıdığına işaret etmektedir. Dolayısıyla koruma ve önlemenin yanısıra daha büyük yaş grubuna “kültürel benimseme” tarzları üzerinde bilgilendirme yapılmasına ihtiyaç vardır.

Ayrıca 16-45 yaş grubunun uyuşturucu ile tanışma, kullanma, bağımlılık ve bağımlılığın sonuçları ile ilgili süreçle ilişkisi vardır.

 

 

2-Başlama Yaşı

 

YAŞ GRUBU 1  9  9  9 2  0  0  0 2  0  0  1  
SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%)
16 Yaşından Küçük 119 7,3 146 8.5 151 9.8  
16-30 1004 61,5 1337 77.9 1076 69.9  
31-45 215 13,2 197 11.4 272 17.6  
46-65 40 2,4 33 1.9 34 2.2  
65’ten büyük 255 15,6 3 0.3 5 0.5  
T O P L A M 1633 100 1716 100 1538 100  

 

16 yaşından küçük grupta madde kullanımına başlama davranışı dikkat çekicidir. 16-30 yaş grubu koruma ve önleme politikaları açısından hedef kitle olarak dikkat çekmektedir. Bu açıdan uyuşturucu madde kullanımına karşı yürütülen eğitim faaliyetlerinin bu yaş grubuna yönelik olarak gerçekleştirilmesi, kullanımın önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. 31-45 yaş grubunda 1999 ve 2000 yıllarına oranla 2001 yılındaki artış dikkat çekicidir. Aktif çalışma çağını simgeleyen bu yaş aralığında ilginç olan bu sonuç başka ölçütlerin devreye girdiğini göstermektedir. (iş-işsizlik, evlilik-boşanma vs.)

 

 

 

3-Cinsiyet

CİNSİYET 1  9  9  9 2  0  0  0 2  0  0  1

SAYISI

ORANI (%) SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%)
Kadın 39 2,4 54 2.5 52 2.5
Erkek 1592 97,6 2090 97.5 1985 97.5
TOPLAM 1631 100 2144 100 2037 100

 

 

Erkeklerin kadınlara göre daha fazla uyuşturucu bağımlısı oldukları görülmektedir. Bu durumun ülkemizdeki kadının sosyal statüsü ile ilgili olduğu düşünülebilir. Madde kullanımı ve bununla ilgili olarak ortaya çıkan suçlar diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de çoğunlukla erkekler tarafından işlenmektedir.

Kadın görünüşte toplumsal hayata daha çok katılmakla birlikte eylemleri ona verilen rollerle sınırlı kalmaktadır. Kadının madde kullanımı ciddi bir sorundur. Çünkü yardım taleplerini kolay kolay dile getiremezler. Bu nedenle kadınlara yönelik özgül bir program yapılmasına ihtiyaç vardır.

 

 

 

 

 

 

4-Medeni Durum

 

MEDENİ DURUMU 1  9  9  9 2  0  0  0 2  0  0  1
SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%)
Bekar 462 28,5 713 34.4 743 36.8
Evli 1055 65,1 1214 58.6 1171 57.9
Boşanmış 93 5,7 127 6.1 96 4.7
Ayrı Yaşıyor 7 0,7 15 0.9 9 0.6
TOPLAM 1619 100 2069 100 2019 100

 

 

Uyuşturucu madde kullananların medeni durumları incelendiğinde, bekâr olmak çoğu psiko-sosyal sorun için risk teşkil ederken burada tersi bir durum ortaya çıkmaktadır. Uyuşturucu madde kullananların çoğunun evli olduğu anket sonucunda görülmektedir. Yalnız yaşama ve boşanma, toplumsal kabul sınırlarının dışında kalan iki tercihtir. Dolayısıyla devam eden evlilikleri “sorunsuz” kabul etmek ve riskin azaldığını düşünmek de gerçekle bağdaşmamaktadır.

 

5-Eğitim Düzeyi

 

EĞİTİM DÜZEYİ 1  9  9  9 2  0  0  0 2  0  0  1
SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%)
Yok 144 8.9 185 8.7 133 6.5
Okuryazar 140 8.8 155 7.2 213 10.4
İlkokul 904 55.9 1168 54.9 1159 57
Ortaokul 235 14.5 288 13.5 267 13.1
Lise 162 10 237 11.1 214 10.5
Yüksekokul 31 0.9 91 4.6 46 2.5
TOPLAM 1616 100 2124 100 2032 100

 

Uyuşturucu madde kullanımı ve bunlarla ilgili suç işleyenlerin, eğitim düzeyinin düşük olduğu görülmektedir. İlköğretimin 8 yıl olduğu göz önüne alındığında bu durum daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Eğitim, insana yatırım, insanı özgür ve özerk kılan, toplumdaki genel talepleri ve beklenen vatandaşlık formasyonun şekillendirmede bir araçtır. İnsan kendini koruma ve kollama gibi temel özellikleri eğitimle kazanır. Bu verilerde, eğitimin suç işleme eğilimini daha aza indirgediğini ortaya koymaktadır.

 

6-Kullanılan Maddenin Cinsi

 

KULLANDIĞI MADDE 1  9  9  9 2  0  0  0 2  0  0  1
SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%)
Eroin 161 10 283 14 233 12
Esrar 1320 82,2 1561 77.4 1613 83.3
Kokain 30 1,8 27 1.3 7 0.3
Hap 47 3 93 4.6 59 3
Uçucu 4 0.1 1 0.2 4 0.2
Diğer 42 2.9 51 2.5 19 2
TOPLAM 1604 100 2016 100 1935 100

 

Madde bağımlılarının kullandığı maddelerin başında esrar gelmektedir. Bu da uyuşturucu madde kullananların genellikle esrarla kullanıma başlamalarından ve bir müddet sonra tatminsizlik nedeniyle eroin gibi daha ağır uyuşturucuları tercih etmelerinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca 2001 yılında eroin ve kokain kullanıcılarının sayısının düşmesi, bu maddelerin maliyetinin yükselmesi ve ulaşılabilmesinin zorlaşmasından kaynaklanmaktadır. Bu durumda özellikle temini önleme yönündeki mücadelenin başarılı olduğuna işaret etmektedir.

7-Başlama Nedeni

 

BAŞLAMA NEDENİ 1  9  9  9 2  0  0  0 2  0  0  1
SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%)
Merak 594 37.5 847 42.8 694 36.3
Arkadaşlık 709 44.7 788 39.8 875 45.8
Eğlence 58 3.6 69 3.4 70 3.6
Sorunlar 225 14.2 273 14 269 14.3
TOPLAM 1586 100 1977 100 1908 100

 

Yapılan çalışmalar merak ve eğlence nedeni ile maddeye başlandığını, uyuşturucu ile tanışmanın daha çok arkadaş grupları vasıtasıyla olduğunu göstermektedir.

Merak, insani bir yönelim olarak aynı merakı paylaşan diğer insanları bir araya getirir. Bu da ilişkilerin odak noktasındaki çekirdek ilginin belirleyici gücünü arttırmaktadır. Bu doğrultuda kurulmuş olan arkadaş gruplarında inisiyatif kullanıcı ağırlıklıdır. Böylesi gruplar dışa kapalı olup, kendi kuralları içerisinde hareket ederler.

8-Maddeyi Temin Suçu İşleyip İşlemediği

 

MADDEYİ TEMİN SUÇU İŞLEDİ Mİ?

1  9  9  9 2  0  0  0 2  0  0  1
SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%)
Evet 117 7.3 166 8.1 148 7.4
Hayır 1477 92.7 1907 91.9 1868 92.6
TOPLAM 1594 100 2073 100 2016 100

 

 

Her ne kadar anket sonuçları, bir taraftan uyuşturucu madde kullanıcılarının, kullandıkları maddeyi temin amacıyla yoğun bir şekilde suç işlemediklerini ortaya koymakta ve mücadeleci gücün caydırıcılık potansiyelinin giderek arttığına da işaret etmekte ise de, diğer taraftan çok büyük oranlarda olmamakla birlikte suç ve madde kullanımı ilişkisini de gözler önüne sermektedir. Bu noktadan çıkarak, suçlulara yönelik olarak gerçekleştirilecek ulusal nitelikli rehabilitasyon programlarının hayati bir ihtiyaç haline geldiği görülmektedir.

 

9-İş Durumu

İŞ DURUMU 1  9  9  9 2  0  0  0 2  0  0  1
SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%)
Düzenli İşi Var 528 32.8 673 31.9 585 28.9
Düzensiz Çalışıyor 702 43.6 880 41.7 885 43.7
İşsiz 380 23.6 554 26.4 551 27.4
TOPLAM 1610 100 2107 100 2021 100

 

Yapılan ankette, kullanıcıların iş durumu değerlendirildiğinde düzensiz çalışma ve iş yokluğunun madde kullanımına olanak tanıdığı ya da madde kullanımı sonucu iş sorunları yaşandığı söylenebilir.

İşsizlik ve istihdam kararsızlığı madde kullanılmasıyla nedensellik düzeyinde ilişkisini sergileyen bu tablo, ulusal politikalar açısından bireysel refahın önleyici değerine işaret etmektedir.

 

 

10-Sabıka Durumu

SABIKASI 1  9  9  9 2  0  0  0 2  0  0  1
SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%)
Madde İle İlgili – Var 607 37.5 685 32.8 640 31.9
Madde İle İlgisiz – Var 341 21 464 22.2 474 23.6
Yok 672 42.5 938 45 889 44.5
TOPLAM 1620 100 2087 100 2003 100

 

 

Madde kullananların yarısından fazlası madde ile ilgili veya ilgisiz bir sabıkası olduğu görülmektedir. Madde ile ilgili sabıkalı olanların sayısının aynı düzeyde bir seyir göstermesi bu konuda bir alt kültür grubunun varlığına işaret etmektedir. Ayrıca adalet sistemi içinde (tutukevi, ıslahevi, çocuk ceza evi vs.) koruyucu/önleyici ve bilgilendirici gibi faaliyetlerin önemini ortaya çıkmaktadır.

 

 

 

 

 

11-Aile Durumu

 

AİLESİ 1  9  9  9 2  0  0  0 2  0  0  1
SAYISI ORANI(%) SAYISI ORANI(%) SAYISI ORANI(%)
Yok 100 6.6 147 6.9 107 5.2
Var 1212 80.7 1830 85.8 1745 86
Var-Ayrı Yaşıyor 189 12.7 154 7.3 175 8.8
TOPLAM 1501 100 2131 100 2027 100

 

Her üç yıla bakıldığında da maddeyle ilgili suç ile aile arasında bir ilişki olmadığını görüyoruz. Ailenin yokluğu, destek sisteminin olmaması gibi yorumlanabilir, ancak büyük çoğunluğunun ailelerinin olması madde kullanımı ve suçu ile ilgili olarak bu konuda bir yorum yapmayı zorlaştırmaktadır.

Ancak, uyuşturucu madde kullananların çoğunun bir ailesinin olması ve ailesiyle birlikte yaşıyor olması, sadece kimsesiz ve yalnız olanların uyuşturucuya başlayacağı tezini de çürütmektedir.

Bu nedenle aile eğitimi, ailede madde kullanan bir bireyin mevcudiyeti halinde ortaya çıkan sorunları kapsayacak biçimde olmalıdır. Çünkü ailenin madde bağımlılığı konusunda bilgi sahibi olmaması bireyin bağımlılıktan kurtulmasını zorlaştırmaktadır. Bu durum ailenin koruyuculuğunun önemine bir kez daha dikkat çekmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

12-Yaşadığı Yer

 

YAŞADIĞI YER 1  9  9  9 2  0  0  0 2  0  0  1

SAYISI

ORANI(%) SAYISI ORANI(%) SAYISI ORANI(%)
Ailesiyle 1378 91 1724 81.3 1751 86.6
Arkadaşlarıyla 42 2.8 96 4.5 33 1.6
Yalnız 172 5.4 250 11.7 10 0.7
Sokakta 7 0.2 16 0.7 30 1.4
Otelde 14 0.6 33 1.8 197 9.7
TOPLAM 1513 100 2119 100 2021 100

 

Uyuşturucu kullananların büyük bir çoğunluğunun (%86.6) ailesi ile birlikte yaşıyor olması çok düşündürücüdür. Bu durum, ailenin merkezi bir öneme sahip olduğunu ve her yönüyle ele alınması gereği ve gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

 

13-Ailesinin Gelir Durumu

 

AİLESİNİN GELİR DURUMU 1  9  9  9 2  0  0  0 2  0  0  1

SAYISI

ORANI (%) SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI (%)
Düşük Gelirli 634 43.6 892 45.3 1034 52.7
Orta Gelirli 755 52 1013 51.5 878 44.7
Yüksek Gelirli 65 4.4 60 3.2 50 2.6
TOPLAM 1454 100 1965 100 1962 100

 

                Madde kullanımı ve onunla ilgili çalışmalar sosyo-ekonomik düzey ile belirgin bir ilişki ortaya koymamaktadır. Düşük ve orta gelir düzeylerinden bu suçu işleyenlerin yakın olması, eğitim ile ilgili olabileceği gibi ülkemizdeki sosyo-ekonomik boyutun bir yansıması da olabilir.

 

 

 

 

 

14-Tedavi İsteği

 

TEDAVİ İSTEĞİ 1  9  9  9 2  0  0  0 2  0  0  1
SAYISI ORANI (%) SAYISI ORANI(%) SAYISI ORANI(%)
Var 285 17.8 361 17.3 237 11.9
Yok 1312 82.2 1724 82.7 1760 88.1
TOPLAM 1597 100 2085 100 1997 100

 

 

 

Tedavi isteğinin her zaman madde kullanma isteğine göre daha az olduğu bilinmektedir. Nitekim anket sonuçları da bunu doğrulamaktadır. Madde kullananlar genelde bağımlı olmadıklarını ve tedaviye ihtiyaçları olmadıklarını söylemektedirler.

Ayrıca tedavi isteğinin olmaması; tedavi hizmetlerinin pahalı ve yaygın olmaması ile kullanıcıların tedavi konusunda yeterince bilgi sahibi olmamasından da kaynaklanabilir.

 

 

 

Dipnot:  Değerlendirmelerde toplam rakamlar arasında görülen fark, anket formlarının ilgili kısımlarının cevaplanmamış olmasından kaynaklanmaktadır.