İnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren uyuşturucu maddelerin keyif verici, ağrı giderici ve hastalıkları iyileştirici olarak kullanıldığı bilinmektedir. İlkel toplumlarda sağaltım törenlerinde, kabile ayinlerinde, erkekliğe geçiş törenlerinde “değiştirilmiş bilinç durumları” denilen, gündelik bilinç düzeylerinden daha farklı bilinç düzeylerine ulaşabilmek için kullanılan açlık, susuzluk, uyku yoksunluğu, sosyal ve duygusal yalıtım, ağrılı uyaranlar, dans, meditasyon, dua, işitsel uyaranlar, hipnotik telkinler gibi yöntemlere ek olarak halusinojen (sanrı uyandırıcı) bitkiler, afyon türevleri, koka yaprakları, esrar gibi psiko-aktif maddeler büyük rol oynamaktaydı (Ögel, 1997).

Aztek ve Maya uygarlıklarının halusinojenik maddeler içeren mantarları şamanik törenlerde kullandığı bilinmektedir. Psikoaktif bir madde olan Amanita muscaria da Asya kıtasında şaman törenlerinde kullanılan bir mantar cinsi idi. Kokain Güney Amerika yerlileri tarafından sert doğa koşullarına karşı, uzun yaya yolculuklarında açlığa ve yorgunluklara karşı bugün bile kullanılmaktadır. 3000 yıllık geçmişe sahip Hindu metinlerinde esrar kutsal bir yere oturtulmaktaydı. Eski Roma ve Yunan’da afyon, birçok hastalığın tedavisinde ve sorunların giderilmesinde kullanılmıştır. Örneğin çok ağlayan çocukların susturulmasında. Milattan Önce, bu maddeler Mısır, Pers ve Hint uygarlığında yaygın biçimde kullanılmaktaydı. Mezopotamya’da da Asur ve Sümerler ile ilgili kayıtlarda afyon ve kenevir ekiminden bahsedilmektedir. Bu maddeler Tanrısal ve kutsal otlardı. Moğol, Türk ve Sibirya bölgelerindeki Şaman törenlerinde bu maddelerin kullanıldığına ilişkin bilgiler bulunmaktadır. Çin’de ise ancak, 10. yüzyılda bu maddelerin kullanıldığına ilişkin bilgiler bulunmaktadır (Ögel, 1997).

İsviçre’de İ.Ö. dördüncü binyılda kazıklar üzerine kurulmuş evlerden oluşan Neolitik köylerde, ekimi yapılan haşhaş tohumları ile kapsüllerinin kalıntıları bulunmuştur. Botanik incelemelere göre bunlar Papaver somniferum veya melez bir türdür (Booth, 1996).

İ.Ö. 3400’lerde, Aşağı Mezopotamya’nın Dicle-Fırat akarsu sistemlerinde afyon haşhaşı ekimi yapılmaktaydı. Dünyada ilk kez uygarlığı kurup tarımı geliştiren Sümerler, haşhaş için hul ve gil ideogamlarını kullanmıştır ki, bunun çevirisi “keyif bitkisi”dir (Köknel, 1976).

İ.Ö. 2735 yıllarında yaşamış olan Çin Hakanı Shen Nung tarafından 40 cilt halinde yazdığı bilinen ve “Pun Tsao” adı ile anılan şifalı bitkiler kitabında 265 drog arasında “Cannabis” de yer almaktadır (Köknel, 1976).

İ.Ö. ikinci binyılın sonunda afyon artık Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da biliniyordu. Babil Kralı Asurbanipal’ın kütüphanesinde tıpla ilgili tabletlerde haşhaşın özsuyuna değinilmektedir. Ancak, bunların daha eski metinlerin kopyası olduğu düşünülür. Zamanın hekimlerine göre afyon, hemen hemen her hastalığın şifasıydı ve bazen meyankökü ya da melesenkle karıştırılarak kullanılıyordu. Sözü edilen 115 bitki karışımından 42’si afyonla ilgilidir. Afyon, sabahın erken saatlerinde kadınlar ve çocuklar tarafından toplanıyor, haşhaş kapsüllerindeki çiziklerden sızan özsu küçük demir kepçelerle alınıyordu (Booth, 1997).

En eski afyon buluntusu da Mısır’dan çıkmış, Cha’nın İ.Ö. 15. yüzyıldan kalma mezarında bir örnek ele geçmiştir. Aynı sıralarda Mısır’ın Teb kenti haşhaş tarlalarıyla öyle ünlenmişti ki, Mısır’da çıkan afyona Teb afyonu deniliyordu. Tebain adlı alkoloitin adı da yine bu kentten gelir. İ.Ö. 1552 tarihli Teb’in Şifa Papirüsü’nde ve Kahun’da bulunan, İ.Ö. 2160-1788 dönemine ait Veterinerlik ve Jinekoloji Papirüsleri gibi başka kaynaklarda, başka doğal devalar ve ilaçlarla birlikte afyonun da sık sık adı geçer: Belgeyi bulan bilgin Georg Moritz Ebers’ten ötürü bazen Ebers Papirüsü diye anılan ilk kaynaktaki 700 devanın içinde afyon vardır ve tam bir bölüm boyunca, huysuzluk yapan çocukları sakinleştirmek için afyondan nasıl yararlanılacağı anlatılmıştır. Bu bölümdeki reçetede, afyonun sinek pisliğiyle karıştırılıp macun haline getirildikten sonra elekten geçirilerek dört gün süreyle kullanılması salık verilmektedir (Booth, 1997).

Çin’de 7. yüzyıldan beri ilaç olarak bilinen afyon, 17. yüzyılda tütünün Amerika’dan önce Avrupa’ya, sonra da Asya’ya yayılması ve tütün içiminin yaygınlaşmasıyla birden yeni bir boyut kazanıverdi. Afyonun tütünle karıştırılarak ve yavaş yakılarak kullanılışının, ağız yoluyla ölüm tehlikeleri olmaksızın keyif verebilmesi, içimini birden yaygınlaştırdı. Çin imparatorları da ülkelerinde hızla gelişmekte olan bu alışkanlığın ekonomik sonuçlarını farketmekte gecikmediler ve daha 1729’da İmparator Yuang-Çeng, satış ve içimini yasakladı. 1773’te İngilizler’de bu ticaretin önemini keşfettiler ve British East India Company, Bengal’de afyon yetiştirilmesi ve Çin’e ihracı tekelini aldı. Yuang-Çeng’in 1729’da koyduğu yasağa karşın, aynı yıl Çin’e ulaşan 200 sandık afyon sakızı, 1767’de 1000 sandığa varmıştı. 1796’da İmparator Çia-Çing afyonun ithali ve tarımını kesin olarak yasakladı. 1820-1830 yıllarında Çin’e giren yıllık afyon miktarı ise 10 000 sandığa ulaştı. Bu satım 1838 yılında 40 000 sandığı geçti ve böylece Kumpanyanın Çin ticareti İngiltere’nin lehine döndü. O zamana kadar, Çin porselen ve ipeğini alabilmek için altın ve gümüş ödemek zorunda kalan İngiltere, artık yalnızca afyon veriyordu. Fakat daha sonra Çin İmparatorluğu’nun afyonla ciddi mücadele başlattı ve 1839 yılında depolarda ele geçirilen 20.000 sandık afyonu Kanton’da şehrin meydanında yaktırdı. British East India Company’nin kaybı korkunçtu (Babaoğlu, 1997).

1840 Şubat’ında İngiliz Hükümeti Çin’e bir sefer yapılmasına karar verdi. İngiliz birlikleri 1841 Mayıs’ında Kanton’a saldırdılar ve altı milyon dolar yükünde bir fidye alarak çekildiler. Böylece Birinci Afyon Savaşı başladı. Daha sonra 1842 yılında ikinci bir savaş daha çıktı ve bunun sonucunda Nanking Anlaşması imzalandı ve Hong-Kong İngiltere’ye verildi. Beş liman İngiltere’ye açıldı ve o zamana kadar Çin İmparatorluğu’nun bir lütfu olarak verilen ticaret hakkı, kesin bir yetki haline geliyor ve ayrıca İngiltere’ye 21 milyon dolar yükünde bir tazminat ödeniyordu ve daha sonra yine afyon yüzünden bir dizi savaşlar zinciri yaşandı. Afyon ticareti çerçevesinde yaşamlarını yitiren Çinlilerin sayısı kimi tahminlere göre 200 milyon, kimi tahminlere göre ise 500 milyon kadardı (Babaoğlu, 1997).

KAYNAKÇA:
1) BABAOĞLU, A.N., (1997) Uyuşturu ve Tarihi, Analiz Basım Yayın Tasarım Uygulama Ltd.Şti. Kaynak Yayınları, İstanbul.
2) BOOTH M., (1996) Haşhaşdan Eroine Uyuşturucunun 6000 Yıllık Öyküsü, Acar Matbaacılık, İstanbul.
3) KÖKNEL Ö., (1976) İnsanlık Tarihi Boyunca Uyuşturucu Madde Sorunları, Gelişim Yayınları, Çelik Cilt Matbaası, İstanbul.
4) ÖGEL, K., (1997) Uyuşturucu Maddeler ve Bağımlılık, İletişim Yayıncılık, Şefik Matbaası, İstanbul.