Türkiye’de uyuşturucu tarihi

Anadolu’da afyon İ.Ö. 3000 yıllarından beri yetiştirilmektedir. İ.Ö. 4000 yıllarında Sümerler tarafından Aşağı Mezopotamya’da yetiştirilen haşhaş ve keneviri tedavi amaçlı olarak kullanmaktaydı (Ögel, 1997).

Anadolu, afyonun tarihinde son derece önemli bir yerdir. Bu topraklar üzerinde Papaver türlerinin hemen hepsi yetişmektedir. En azından 50’ye yakın tür bilinmektedir. Ama, en önemlisi olan Papaver somniferum’un başka ülkelerde yetişenlerle kıyaslanamayacak kadar zengin alkoloid içeren türü ancak bu topraklarda bulunmaktadır. Başka ülkelerin özgün türleri de, Anadolu’ya getirilip yetiştirildiklerinde alkoloid oranları belirgin ölçüde yükselmektedir (Ögel, 1997).

Ülkemizde haşhaş ekimi, afyon üretimi ve bu maddeleri kullananlar ile bunları sağlıyanlara ilişkin ilk yasal düzenleme Fatih Sultan Mehmet döneminde gerçekleştirilmiştir. IV Murat döneminde afyon, tütün ve kahve kullanımı yasaklanmıştır (Ögel, 1997).

Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1873 yılında afyon sözcüğüne rastlanılmaktadır. Daha sonra zaman içinde giderek diğer sözlüklerde de yer almaya başlamıştır (Ögel, 1997).

1839 Tanzimat Fermanı ve 1856 Islahat Fermanı Osmanlı İmparatorluğu için tam bir sömürge senaryolarının çizildiği ve uygulamaya konulduğu andı. 1930’lu yılların başında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nde Kikuçi adıyla bilinen bir Japon yönetici alkoloid fabrikası kurdu. Ayrıca, bir dizi afyonla ilgili fabrikalar kuruldu (EGM, 1996).

Türkiye Cumhuriyeti 18 Temmuz 1932’de Milletler Cemiyeti’ne alındı ve 3 Nisan 1933’de haşhaş tarımının sınırlanması ve afyon ve satım işlerinin, İktisat Vekaleti’ne bağlı olan “Uyuşturucu Maddeler İnhisarı”na verilmesine ilişkin yasa ve 1931 Cenevre Afyon Sözleşmesi kabul edildi. 1938 yılında da bu tekel Toprak Mahsulleri Ofisi’ne devredilmiştir (EGM, 1994).

Bu maddenin imalini önleyebilmek için 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’na bu suçla ilgili idam cezası getirilmiş ve bu maddenin imalinde kullanılan “Asitanhidrit” maddesinin ithali yasaklanmıştır. Dünya da ise, 19.02.1925 “Cenevre Anlaşması” çerçevesinde afyon kontrolü için devamlı olarak kurulan “Merkez Komitesi” aracılığı ile bu maddenin kontrolüne çalışılmaktadır. 1953 yılında 50’ye yakın ülke eroin imalini ülkelerinde durdurma kararı almıştır (EGM, 1994).

Türkiye Cumhuriyeti, uyuşturucu ve uyarıcı nitelikteki bütün maddelere, ister doğal maddelerden, ister sentetik olarak yapılmış olsun, aynı derecede katı ve sert olan tutumunu, günümüze kadar hiç değiştirmemiştir.

1938-1971 yılları arasında Türkiye dünya yasal afyon pazarının yüzde 50-55’ine sahip olmuştur. 1970’li yıllarda bütün dünya Türkiye’yi yasal olmayan afyon trafiğinden sorumlu tutmaya ve suçlamaya başlamış ve 1971 yılında afyon üretimi hükümet tarafından tamamen yasaklanmıştır. Bu yasak, afyon üretimi tek geçim kaynağı olan 1,5 milyon insanı etkilemiş ve topraklarında afyondan başka herhangi bir mahsulün yetişemiyecek olması bu insanları yoksulluğa sürüklemiştir. 1974 yılında ise bu yasak kaldırıldı. (afyon sakızı üretimi yasaklandı) Ayrıca, üretim ve hasata yönelik ruhsatlandırma getirilerek, yasal olmayan üretim engellenmeye çalışıldı. 1961 yılında 42 olan üretim alanı sayısı, günümüzde 10’a kadar düşmüştür. 1994 yılında 25 332 hektar alandan, 12 450 ton afyon hasılatı alınmıştır. Bütün üretim TMO tarafından satın alınmakta, Bolvadin’de 1981 yılında kurulan alkoloid fabrikasına işlenmek üzere gönderilmektedir. Fabrikanın üretiminin yüzde 90-95’i ihraç edilmektedir (Ögel, 1997). Ülkemizde yasal olarak ekilen haşhaş ve kenevir alanları Şekil-1.1. de gösterilmiştir (EGM, 1996).

KAYNAKÇA:
1) EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (1994) Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Uyuşturucu Madde Olayları Genel Değerlendirilmesi, Narkotik Şube Müdürlüğü, Ankara.
2) EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (1996) Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Uyuşturucu Madde Olayları Genel Değerlendirmesi, Narkotik Şube Müdürlüğü, Ankara.
3) ÖGEL, K., (1997) Uyuşturucu Maddeler ve Bağımlılık, İletişim Yayıncılık, Şefik Matbaası, İstanbul.